KANADA

15 Haziran 2009

ayhanniagar3.JPGayhantoronto2.JPGayhanniagar1.JPGkanada’daydım bir süredir.gezmekten yazmaya vakit bulamadım

toronto,montreal,niagara falls…. çok gezdik.650 kilometrelik bir yolculukta dev bir aracı kullandım.Sonrası yine işlerin başına döndük harıl harıl. Çok güzel insanlarımızla tanıştık orda.Diğer ülkelerdeki vatanlaşlar gibi olmadı. Çok uzak ve yorucuydu ama fırsat olursa tekrar seve seve giderim.

Sonuç Türkiye’ deki müzik bizi bekliyor.

Webmaster’ımız Selim’i esir alıp burdaki küçük odaya kapattım..Sigara ve bira veriyorum www.bagimsizmuzik.com bitene kadar odadan çıkmak yok  ona.4 yıldır üzerinde çalıştıgımız proje bitmek üzere. bu arada o kadar cok yazılımcı ile görüştük ki (bazıları ile çalıştık) şimdi net’e baktığımda yarım yamalak bizim projenin uygulamalarını görüyorum.

Yine de bağımsız müzik tek ve özgün oluyor.Bu hafta son inşallah,Selim bu odada can vermezse…

Çok sıcak..

pazar

25 Mayıs 2009

grnt027.jpg

Özgür Kıyat’ın askerlik yaptığı yerde konseri vardı..Bir yandan konser yaptık, bir yandan asker ziyareti,güzel bir pazardı resimden anlaşıldığı gibi piknik  yaptık aslında akşam da konser..

mayıs

09 Mayıs 2009

erkan-ugur-ve-biz.JPGhem çok yoğun günler geçirdik hem de aynı şeyleri yazmıyayım dedim,günler aylar geçmiş…
Yılmaz Özbek, Troyka,Cavit Murtezaoğlu,TRT belgeselleri,Rengi-ahenk, ve daha bazı işlerle günler geçiyor.En fazla da bu aralar Bağımsız Müzik portalıyla ugraşıyoruz.Müzik üretenlerin bir sürü gereksiz ilişki ve yatırıma girmeden ürettiklerini doğrudan dinleyiciye sunabileceği, müzik dinleyicilerinin seçkin işleri ve eserleri direkt üretenden satın alabileceği bir portal.şimdilik tasarım halinde bir ay içersinde hayata geçirmeyi planlıyoruz.İlgilenenler için beta.bagimsizmuzik ilgilenirseniz ve önerilerileriniz olursa support@bagimsizmuzik.com adresine yazınız lütfen.
Ferec’i hala çıkarmadı yapımcı nedenini sormak bile istemiyorum. Bu durum bile Türkiyede Bağımsız müzik portalına neden ihtiyaç olduğunu açıklamaya yeterli bence.

bombardıman

17 Ocak 2009

izmir…Şakir’i arasam telaş yapar şimdi, haftasonu aile planını bozar,çaldığım yer de onu bozar .en iyisi haber vermemek,Nadir için de aynı şey… gitmek lazım,üşüyorum, uykusuzum.sıcak bir duş,televizyonda kaç tane kanal varsa hızlı hızlı bir aşağı bir yukarı, gazze, ergenekon, gazze.   ‘’hepsini öldürün…'’ kimse kalmasın..eger bir kişiyi sağ bırakırsanız and olsun o bile size dünyayı zindan edecektir..

bu ne ya? televizyon seyretmeyip te  arada mahkum olmak ne kötü.çıldırmış memleket.kaçırmışız ipin ucunu ve kendi adıma söyleyeyim bir daha hayatta yakalayamayız.ben sonuna kadar marjinal kalmaya mahkumum bu durumda.

bi taraftan gazzeye bomba atarken, diğer taraftan bizi ihmal etmemişler kesintisiz sürüyor üzerimizdeki global düzeysizlik bombardımanı.eğitmişler herkesi ve devam ediyorlar,bilmem kaç kanaldan ,uydudan,kablodan,evimize, yatak odamıza,otobuslere,kafelere-,kaldığım otelin asansöründe bile vardı-beynimize ,hücrelerimize dolduruyorlar.öyle bir uyuştuk ki, öyle bir eğittiler ki bizi, göz kapaklarımızı aralayıp seyrediyoruz parçalanmış çocukları,kıyımı,savaşı kanı…bir yandan hamburgerimizi yiyoruz.'’bilmem nede marine edilmiş sos istermisiniz?'’ diye soruyor gözlerine mor kalemle sürme çekmiş  efemine genç.üzerine  kusmak istiyorum ben senin

öteki kanala geç, yine aynı savaş.. hangi bombardımanı seyretmek istersin?

birileri başka bir şov yapmaya çalışıyor.vicdan,insani yardım

utanıyorum, lanet bile diyemiyorum.lanetlemek bile utanç verici  geliyor.çaresizlik bu da…. gözümü bir açabilsem.kapatabilsem  şu televizyonu,koridordakini,asansördekini,sonra sokaktakilere girişsem,dev ekranda maç keyfine,önüme gelene..gazze’ye kadar dayanabilirmiyim acaba. açabilsem gözümü, pencereye ulaşabilsem..

hepsini   öldürün.  bizi de sağ bırakmayın.alimallah bi pencereyi açabilirsek, bi sokağa ulaşabilirsek, fena olacak sizin için…

ocak

08 Ocak 2009

 Sabah , stüdyoya geldim erken. herkes bir köşede sızmış…  uyusunlar… bilgisayarlar çalışıyor. ekranın üzerinde Tamer’i stüdyo yaratığı haline getiren film.'’Güz Sancısı'’… sancımız oldu hakikaten …ama  hem çok iyi müzikler hem de güzel bir film oldu.Anladığım kadarıyla iki gün içinde teslim edeceğiz.Herşeyini ezberledik ama merak ediyoruz . Sinemaya gitmeliyiz topluca…

bir yeniyıl sendromu geçti sessizce.pencereden bakınca  karaköy limanına demirli ‘peace boat'’ görünüyor hala..iki aydır orda.pis bot gidince manzaramız düzelecek… inanıyoruz biz de düzeleceğiz..

Yılmaz Özbek aramıza katıldı. aranjörlüğünü üstlendim. bu ay da yogunluklu olarak onunla ilgileniriz.

Nadir gelmiş,Saadet aradı  buluşmuşlar..Nadir istanbula  ben izmire kaç oldu böyle denk geliyor.

ana! bunlar benim güzel bir akşamüstü için sakladığım viskiyi içmişler.

uyanın. tembel herifler..servet düşmanları!

krizz!

06 Aralık 2008

En çok duyduğum söz bu uzun zamandır.Ama çok daha öncesinden yaşanan birşeydi.Şişirilmiş tüketimler,kredi kartları,aciz polikacılar,yöneticiler,işine vakıf olamayan insanlar, yalan mevkiiler,itiş kakış içinde sabahın köründe,akşam karanlığında otobüslere,yollara doluşan insanlar,hakaretler,çevresindekilere böcekmiş gibi bakan larvalar,o kalabalık içinde elindeki son model telefonu çıkarıp bağıra bağıra konuşanlar,bi taraflarına kaçmış kart borçlarını unutup kulaklığı kulağına takıp ‘ben sizden ayrıyım bana dokunmayın, bişey sormayın'’ dercesine kendini itiş kakış içerisinden ayrı bi dünyada sayanlar..

daha neler…

birileri televizyonda dese ki'’ kriz bitti, dünya  atlattı'’  

hiç birşey değişmediği halde bayram edecek herkes.

böyle işte,  bir yıl daha geride kalıyor,elde kalan yalnızca bize ait olan şeyler, dişimizle tırnağımızla ne biriktirdiysek o..umutsa umut,çabaysa çaba..

iyi bayramlar herkese…

 

oku:Armağan      Lewis Hyde.. Metis yayınları

dinle:virtüözler…Cavit Murtezaoğlu.  artvizyon

eylul

22 Eylül 2008

yazan ve sayfayı takip eden herkese selamlar!

evi taşıdık dün,yağmuru da getirdik istanbul’a galiba, havalar soğudu

bu arada iş te yaptık tabi:

Tarkan’ın remix albümünde  ‘’Dilli düdük ‘’ parçasının remixini burda çalışmıştık.'’şöyle bir gitar olabilir'’ demiştim. kullanmışlar fena  çalmamışım ,hiçbirimizn adını  yazmamışlar gerçi  remix albümlerinde malum yalnızca dj adı yazılır. olsun güzel olmuş

‘’Başka Semtin Çocukları'’ Güzel bir film oldu Cem Yıldız çalışıyordu müzikleri, gitarlarını çaldım keyifle..aynı zamanda Tamer’ de  ‘’Gökten Üç Elma Düştü'’ filmini çalışıyordu burda . sabahlara kadar kayıtlarını yaptık.

Gazetede gördüm ikisi de Antalya ‘da ALTIN PORTAKAL  için yarışacakmış. başarılar..

Kitap:Müzik ve Yabancılaşma - Ünsal OSKAY

Müzik:Flavors of Entaglament -Alanis Morissette

 

saniyede 5 yolcu!

12 Eylül 2008

yaz sonu… bursa -istanbul  yolculuğu biraz daha sıklaştı.malum taşınacağız. gemide gidiyoruz.hertaraf ido reklamları ile dolu.çok çalışmışlar, gelişmişler, övünüyorlar. ama reklamın birini görünce ‘’oha!'’ dedim. ‘’Saniyede 5 yolcu'’ ne olmuş  5 yolcuya?  saniyede nerden nereye gitmiş 5 yolcu?nasıl ve ne hesabı bu? ne kadar gereksiz ,anlamsız bir övünme şekli.

akşam tv de denk geldim, sunucu islamcı kadın yazara soruyordu,'’ nedir bu birden bire islamcıların  son model ciplerle filan afili gösterişli takılmaya başlamaları? memleket refah içinde değil ki  komşu, hala açken siz malı götürüyorsunuz'’  anlamında. kadın islamcı dedi ki: ‘’bunun islamla alakası yok , bu kapitalizm….'’ Yaa…

saniyede 5 yolcu, dakikada bilmem kaç dolar,gunde bilmem kaç yerin talanı, bilmem nerenin satışı,birilerine yeni cipler,falan filan…

bu hıza yetişmek için benimde saniyede bilmem kaç nota basıp,günde bir albüm ,on beste,yirmi cıngıl,50 kayıt yapmam gerekiyor.

kapıcı geldi sabah  ‘’ayhan bey bilirsin seni severim ama bina sahibi geldi, dedi ki müzikçiye cok insan geliyormuş'’ ee? ‘’merdivenlerdeki halı  kirlenip eskiyor ya…'’
teknik desteği kesilmiş, üretimine son verilmiş, zamanında alınıp atılmaya kıyılamayan eski eşyalar gibi  son nesiliz. biz de gidince başlamış olan ‘’naylon hayatlar'’çağı tertemiz olacak.
saniyede 5 yolcuyuz gemide.kalabalık… kimse kimseyi tanımıyor,kimse kimsenin umrunda değil.

gidiyoruz…

ferec

11 Ağustos 2008

sabah yıldızı demekmiş..

Hakkari’li bir heavy metal grubunun ismi.kürtçe heavy metal yapıyorlar. demolarnı duyunca heyecanlandım.nisan ayından beri üzerinde çalıştık.barış’a rock festivaline çıkacaklardı, gitarcıları askere gitti.sahnede destek olacağım dedim. çocuklar geldiler,prova yaptık.provadan sonra basçı anfinin başında öylece kaldı, anfiyi yaktı heralde dedim meğerse daha once boyle bir anfi ile çalışabilse   ramstein de  bile çalabileceğini düşünüyormuş.

pazar günü barışarock ta günün en sıcak saatinde en önce sahne aldık.çok ta güzel çaldık. bravo ferec’ e. ilk defa büyük sahne ve seyirciye çalıyorlardı. heyecandan konuşamadılar bile.gurur duydum. müziğin dili ve ülkesi yok..

bu akşam ellerinde sabah gazetesiyle  vedalaşmaya geldiler. başlık ‘’ ferec  barışa rock’a damgasını vurdu.!'’

devamını göreceğiz…

aylik

03 Ağustos 2008

‘’aylık dergi'’ olur ya .. aylık yazı oldu benim elimin altındaki köşe. hem işler çok yogun hem de  ‘’bunu mu yazacagım ?'’ diye geçiyor günler. tatil yok gene. trt için kıbrıs belgeseli müzikleri yetiştirdim apar topar, yayına girdi bile.havalar sıcak, işler önemli, işkolik olduk tamer ile orçundan bulaştı bu disiplin.

etnik-a diye bir grubu kaydediyoruz. çok guzel müzik yapıyorlar.nurettin rençber başlıyor bu ay, dr.gülden özsoy un çalışmaları devam ediyor. tamer çıray  yine dev bir projeye başladı. tomris giritlioğlu ile  ‘’güz sancısı'’

hayırlısı

evi taşımaya çalışıyorum bursa’dan istanbul’ a. henüz boğaza yerleşemiyoruz şimdilik alibeyköy civarında ikamet etçez.

selamlar herkese