eylul

22 Eylül 2008

yazan ve sayfayı takip eden herkese selamlar!

evi taşıdık dün,yağmuru da getirdik istanbul’a galiba, havalar soğudu

bu arada iş te yaptık tabi:

Tarkan’ın remix albümünde  ‘’Dilli düdük ‘’ parçasının remixini burda çalışmıştık.'’şöyle bir gitar olabilir'’ demiştim. kullanmışlar fena  çalmamışım ,hiçbirimizn adını  yazmamışlar gerçi  remix albümlerinde malum yalnızca dj adı yazılır. olsun güzel olmuş

‘’Başka Semtin Çocukları'’ Güzel bir film oldu Cem Yıldız çalışıyordu müzikleri, gitarlarını çaldım keyifle..aynı zamanda Tamer’ de  ‘’Gökten Üç Elma Düştü'’ filmini çalışıyordu burda . sabahlara kadar kayıtlarını yaptık.

Gazetede gördüm ikisi de Antalya ‘da ALTIN PORTAKAL  için yarışacakmış. başarılar..

Kitap:Müzik ve Yabancılaşma - Ünsal OSKAY

Müzik:Flavors of Entaglament -Alanis Morissette

 

saniyede 5 yolcu!

12 Eylül 2008

yaz sonu… bursa -istanbul  yolculuğu biraz daha sıklaştı.malum taşınacağız. gemide gidiyoruz.hertaraf ido reklamları ile dolu.çok çalışmışlar, gelişmişler, övünüyorlar. ama reklamın birini görünce ‘’oha!'’ dedim. ‘’Saniyede 5 yolcu'’ ne olmuş  5 yolcuya?  saniyede nerden nereye gitmiş 5 yolcu?nasıl ve ne hesabı bu? ne kadar gereksiz ,anlamsız bir övünme şekli.

akşam tv de denk geldim, sunucu islamcı kadın yazara soruyordu,'’ nedir bu birden bire islamcıların  son model ciplerle filan afili gösterişli takılmaya başlamaları? memleket refah içinde değil ki  komşu, hala açken siz malı götürüyorsunuz'’  anlamında. kadın islamcı dedi ki: ‘’bunun islamla alakası yok , bu kapitalizm….'’ Yaa…

saniyede 5 yolcu, dakikada bilmem kaç dolar,gunde bilmem kaç yerin talanı, bilmem nerenin satışı,birilerine yeni cipler,falan filan…

bu hıza yetişmek için benimde saniyede bilmem kaç nota basıp,günde bir albüm ,on beste,yirmi cıngıl,50 kayıt yapmam gerekiyor.

kapıcı geldi sabah  ‘’ayhan bey bilirsin seni severim ama bina sahibi geldi, dedi ki müzikçiye cok insan geliyormuş'’ ee? ‘’merdivenlerdeki halı  kirlenip eskiyor ya…'’
teknik desteği kesilmiş, üretimine son verilmiş, zamanında alınıp atılmaya kıyılamayan eski eşyalar gibi  son nesiliz. biz de gidince başlamış olan ‘’naylon hayatlar'’çağı tertemiz olacak.
saniyede 5 yolcuyuz gemide.kalabalık… kimse kimseyi tanımıyor,kimse kimsenin umrunda değil.

gidiyoruz…

ferec

11 Ağustos 2008

sabah yıldızı demekmiş..

Hakkari’li bir heavy metal grubunun ismi.kürtçe heavy metal yapıyorlar. demolarnı duyunca heyecanlandım.nisan ayından beri üzerinde çalıştık.barış’a rock festivaline çıkacaklardı, gitarcıları askere gitti.sahnede destek olacağım dedim. çocuklar geldiler,prova yaptık.provadan sonra basçı anfinin başında öylece kaldı, anfiyi yaktı heralde dedim meğerse daha once boyle bir anfi ile çalışabilse   ramstein de  bile çalabileceğini düşünüyormuş.

pazar günü barışarock ta günün en sıcak saatinde en önce sahne aldık.çok ta güzel çaldık. bravo ferec’ e. ilk defa büyük sahne ve seyirciye çalıyorlardı. heyecandan konuşamadılar bile.gurur duydum. müziğin dili ve ülkesi yok..

bu akşam ellerinde sabah gazetesiyle  vedalaşmaya geldiler. başlık ‘’ ferec  barışa rock’a damgasını vurdu.!'’

devamını göreceğiz…

aylik

03 Ağustos 2008

‘’aylık dergi'’ olur ya .. aylık yazı oldu benim elimin altındaki köşe. hem işler çok yogun hem de  ‘’bunu mu yazacagım ?'’ diye geçiyor günler. tatil yok gene. trt için kıbrıs belgeseli müzikleri yetiştirdim apar topar, yayına girdi bile.havalar sıcak, işler önemli, işkolik olduk tamer ile orçundan bulaştı bu disiplin.

etnik-a diye bir grubu kaydediyoruz. çok guzel müzik yapıyorlar.nurettin rençber başlıyor bu ay, dr.gülden özsoy un çalışmaları devam ediyor. tamer çıray  yine dev bir projeye başladı. tomris giritlioğlu ile  ‘’güz sancısı'’

hayırlısı

evi taşımaya çalışıyorum bursa’dan istanbul’ a. henüz boğaza yerleşemiyoruz şimdilik alibeyköy civarında ikamet etçez.

selamlar herkese

mayıs sabahı

21 Mayıs 2008

gece dolunayı seyrettim, işime dalmışım… dört yandan ezan sesleri martı seslerine karışmaya başladı.balkona çıktım birazdan güneş doğacak,boğazdan sessizce geçen gemiler,balıkçı motorlarının patırtısı uzaklardan. istanbul sessiz…

sabah.. ne güzel! kaçıncı kez seyrettim bu sabahları, hesapladım onikibinden fazla sabah….çocukken titreyek tütüne giderdik alacakaranlıkta …ellerim hala katran..annem giydirirdi pazara gideceğimiz sabahlar ,ellerimizde süt güğümleri tavuklar, kasaba heyecenından mı soğuktan mı dişlerimin takırdamasını durduramazdım.yıllar sonra,bi arabanın arka koltuğunda kan boşalmış midemle acile götürülürken,yoğun bakımın önünde annemin uyanmasını beklerken,kızımın doğumunu beklerken engel olamadım dişlerimin titremesine…

onikibinden fazla sabah…onikimilyondan fazla kez umut.

hala umut…

prostat,yirmi yaş dişleri, böbrek taşları,sigorta ,vergi, kira.babamdan yadigar bir saat,bahçemizden bir ceviz,neslihan’ın şans kabuğu.

verirse, gelirse,olursa,yaparsa….

yapalım biz,verelim biz, gidelim biz………susayım ben..
onikibinden fazla sabah, onikimilyondan fazla düşkırıklığı…..

güle güle cevdet amca!

bob marley

lost!

12 Şubat 2008

memleketin hali ortada,direniyoruz, umutları kaybetmiyelim diyoruz ama nasıl bir denizde yüzdüğümüzün farkındamısınız?

10 yıldır Beyoğlunda yaşıyorum sayılır.. İşim gereği sabah saatlerinde eve dönüyorum genellikle. tinercilere alıştık, büyük bir kısmının başına ne geldiyse?!! artık o kadar çok değiller ortalıkta,başıboş köpeklere ne olduysa onlara da oldu galiba.. endişeliyim…

Beyoğlu,akşam ve hafta sonu alemlere akan tikiler,üçkağıtçılar, dolandırıcılar, bıçkınlar, hap içmiş küçücük kızlar,haftalığını almış varoş delikanlıları bir güruh halinde, sataşacak yer arayanlar,sabaha karşı müşteri bulamayıp herkese bulaşan homolar!

dikkatimi çeken şey şu: bunları bir bakışta tanırdım!şu serseri, şu homo , şu gariban,şu üçkağıtçı ama şimdi durum değişti,

beyoğlunda herkes birbirinin aynı gibi artık….
özellikle saat onikiden sonra hangi mekanda ne yaptılarsa ar damarı çatlamış hanfendiler, yavşak delikanlılar haline geliveriyor,kimbilir hangi işte , kimbilir hangi sorumlulukta ve yetkideler günlük hayatta.bir insanoğlu neden bu kadar ve nasıl dağıtabilir,bir hanfendi nasıl bir orospuya dönüşüp ertesi günü yine insan kılığına girer?

dünyanın kültür başkenti istanbul,

dünyada sokak müzisyenleri var, gördüm,müzik yapıyorlar , dinleniyor hatta çok özel konserlere denk geldim. bizde bu işte para var diye düşünen bütün dilenciler eline ses çıkaran bişey alıp köşebaşlarına dikiliyor.olabilir de..onların başına toplanıp dükkan kapatır gibi yayılan ve şarkı söylemeyi avaz avaz bağırmaktan ibaret sayanlar …ağzınıza sıçayım yanıbaşınızdaki AKM ye biriniz gitmiyor içerde neler olduğundan haberiniz yok!yarın yıkılacak !!!orda da şarap içip,ayartığınız kızları ve oğlanları sıkıştırırsınız. taksim sahnesi vardı istiklalin başında.. haberiniz var mı bu yıl yok! eksilmedi hayatınızdan hiçbirşey….daha bir sürü tiyatro salonu kapanıyor umrunuzda değil!sizin gözleriniz kapısında ‘’ barımızda saat başı halay vardır!! ‘’yazılarını arıyor..memleketi yadedip,kafayı bulup,kusarak sokaklara dağılıyorsunuz..

herşeyi siz biliyorsunuz.her konuda fikriniz var.

biz zavallı insanlar, kaç kişi kaldık ..hem kusmuklarınızı temizleyip, hem de dünyayı nasıl daha güzel bir hale getireceğiz?

Günün Kare Bulmacası

ocak

31 Ocak 2008

yeni yıl derken, ve yeni yıl yazısı yazamadan ocak ayının sonunu getirdik,Hakan aradı, kızdı tabii herkes gibi aramıyorsun diye,fakat bayramdan beridir ıvır zıvır sağlık sorunları da eklenince bu kadar koşturmanın arasına hiç bişey yapamaz oldum.gene de hergün sayfaya ugrayıp baktım ama sanki benden başka biri yeni yazı yazacakmış gibi..

affet Barış! Başlıktaki sana ait olan sözcüğü kaldırmak istiyorum bunu neden yaptığımı yaşasaydın hemen anlayabilirdin…huzur içinde yat.

web sayfasını düzeltmeye çalışıyoruz ne zamandır.sanatçılarımızla ilgili bilgi edinmek isteyenler web sayfamıza başvurdukları için Analist Bilişim’i sıkıştırdık biraz ama o da daha cok market sayfasına benzedi. satış bari olsa…

www.erolars.com, www.caferarat.com,www.gülizartiryaki.com yakında servise açılacak, webçimiz tamam deyince..

erol ars’ın avrupa da reklamları başlamış, biz de yakında yeni baskısını yapıyoruz, hayırlısı…

cafer arat 04 /02 tarihinde Su tv ye konuk sabah 11 de ..

dinar bandosu yeni albümün demo kaydını yapıyor cuma günü,

çalışıyoruz işte,

Talip Agam mandıralı sözlüğüne bi sürü yeni sözcük eklemiş, atlamışım tabii

Erol Ars; Avrupa yollarında…

12 Aralık 2007

Bir yılı geçti, yazdığı şiirler kadar kendi de güzel bir insan tanıdık.Şiir seçkilerinden oluşan albümünü müziklendirip yayına hazırladık burda.Sonradan yapımcısı ben oldum. Kendiliğinden oluşan Ütopya ailesinde kendiliğinden bir fert oldu..'’İddiam yok'’ dedi, ama bir okadar kılı kırk yaran işlerle uğraştık.Albümü burdaki herkesten önce hazırlandı fakat bir problemimiz vardı. Kendisi Avrupa’ da yaşıyordu. Biz burda Türkiye içine yalvara yakara hediye verirken Avrupa’ya göndermek için ihracat yapmamız gerekecekti.Bu sorunu aşmak için aylardır sabahtan akşama kadar Unkapanında sevmediğim mesailer yaptım. hergün ‘’bi daha mı tövbe'’ dedim. Ama hergün açıkları boşlukları bulup ‘’ulan bi işi bu kadar mı beceremez bu insanlar'’ deyip kendi çözümlerimizi yarattık.

Matbaacılar,baskıcılar, ıvırcılar zıvırcılar kimse işini doğru düzgün yapmıyor.Bisürü lakayıt, işe yaramaz, sulu, sorumluluktan uzak adamın önemli işlerin düğüm noktasını oluşturduğu bir sektörde, en gözönünde olacak işleri bu adamlarla yapmak zorunda kalınca ne yaparsan yap baştan savma şeyler oluyor.

Velhasıl Erol Ars’ ta uzun bır meydan muharebesinin bilmem kaçıncı etabını atlatıp vitrinlere doğru yol aldı bugün nihayet. Hem ülkede hem de Almanya ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde dağıtımda .

Erol Ars’ın “Tecilsiz Sevdalar”ı çıktı

Gazeteci Erol Ars’ın “Tecilsiz Sevdalar” isimli ilk şiir albümü Türkiye’de piyasaya çıktı. Türkiye’de Ateş Müzik Yapım’ın, Avrupa’da Devran Müzik’in genel dağıtımını üstlendiği albümde Mustafa Kağan da misafir sanatçı olarak yer alıyor.

—————————————————————————————————————

Ütopya Müzik Yapım’dan piyasaya çıkan Erol Ars’ın “Tecilsiz Sevdalar” isimli şiir albümü Avrupa’da da dağıtıma girecek. Sanat yönetmenliğini Kadir Kaya’nın, aranjörlüğünü Ayhan Orhuntaş’ın yaptığı albüm aşk,ayrılık,doğa ve sosyal içerikli şiirlerden oluşuyor. Bir Taner Ural çalışması olan albüm kapağı ise “düşünceler matematiği” denebilecek nitelikte tasarlanmış.

Ezgi Musik Produksion (Stuttgart)ve Ütopya Müzik Yapım (İstanbul) stüdyolarında kayıtları yapılan albümde 17 şiire yer verilmiş. Söz-müzik Mazlum Çimen’e ait “Sen Benden Gittin Gideli” isimli türkü ile Erol Ars’a ait “Fermanım Boynumda” adlı şiir düet olarak okunmuş. Ezgi yüklü bu güzel düette aşk, ayrılık, hasret acısının, zamana sığmayan bir bekleyişin anlatımı var.

Albümde “Fermanım Boynumda, Tecilsiz Sevdalar, Bir Aşk Söylencesi, Mancarlık Yaylası, Almanya, İşçi, Ölüler Çiçek Açtı, Limon Kokuyor Erik, Rüyalarım Olmasa, Baştacı, Yüzsüz Yaşıyorum, Kargalar, En İyisi, Bizim Oralarda, Rötarsız Gemi, Ben Sana Doğdum ,Yer Yırtık Gök Yırtık,” isminden oluşan 17 şiir var.

Kadir Kaya’nın muhteşem müzikleriyle adeta “ruhsal dinlence” diyebileceğimiz albümde şiirleri ve yorumuyla dikkat çeken Ars’ın, “Mekanın dünya dedi melekler/nedenini sordum/seni sebep gösterdiler/doğdum/günah üstüne günah işledim/öldüğümde/amel defterime baktı melekler/mekanın cennet dediler/nedenini sordum/seni sebep gösterdiler” dizelerinden oluşan “Ben Sana Doğdum” adlı şiirle başlayan, sözleri Erol Ars ve Mustafa Kağan’a ait “Sensin Herşeyim” isimli türküyle devam eden düette, varlığının nedenini sevgilinin varlığına bağlayanların sevdası anlatılıyor.

“Ölüler Çiçek Açtı”da öteden beri süre gelen savaşların geride bıraktığı acıları, gözyaşlarını, dünyada oluşturulmak istenen “katmerli sömürü” harekatın acımasızlığını betimleyen Ars, “Rötarsız Gemi”de ömrün ne denli kısa olduğu mesajını verirken, sır perdesi ardındaki bilinmez aleme götürülecek en büyük zenginliğin “maneviyat” olduğunu anımsatıyor. Şiirlerin her birinde duygu ve düşünce kapısının aralandığı albümde misafir sanatçı olarak yer alan Mustafa Kağan ise, söz ve müziği kendisine ait sevda ve ayrılık türküleriyle ayrı bir boyuta götürüyor insanı.

Her biri ayrı bir anlatı, ayrı bir ileti içeren şiirleriyle, yorumuyla dinleyenlere duygu ve düşünce yoğunluğu yaşatan Erol Ars, gönderdiği basın bülteninde,

şiirlerinin yaşama, insana dair bir tutanak olduğunu belirtirken, kendisini şair olarak değil, şiirsever olarak tanımlıyor.

Geçmişte büyük bedeller ödeyenlerin, canları pahasına doğruyu yazanların, salt doğruyu söyledikleri için onuncu köyden bile kovulduklarını vurgulayan Ars, konuyla ilgili şöyle diyor: “Doğruya ulaşmak adına yanlışı eleştiren, yoksulluğun, çarpıklığın, nedenlerine değinen, savaşlara karşı barış meşalesi yakan,dünya halklarının kardeşliğini savunan, hesapsız-kitapsız seven,cananı candan üstün gören değerli şairlerimizi, yazarlarımızı düşündükçe, şairliğin,yazarlığın pek öyle kolay bir kazanım olmadığı kanasındayım. Şairliği kendime konduramadığım diğer bir husus da sürekli ‘övgü’ almamdandır. Bu da benim ‘kolay yol’da yürüdüğümü gösteriyor. Ne zaman ki çoğunluk tarafından eleştirilmeye başlanırsam, işte o zaman anlarım ki zor yoldayım. Tabii ki bunu söylerken eleştirilmek için yazmaktan söz etmiyorum. İyiden, doğrudan, emekten, insandan yana; eşitlik, kardeşlik, barıştan yana daha derin düşünmek gerekiyor. Sadece düşünmek yetmiyor, düşündüğünü sesli olarak ifade etmek gerekiyor. 35 yaşından sonra okumaya başlayan, okudukça düşünen, düşündükçe özgürleşen, özgürleştikçe gerçek kişiliğini bulan, içindeki sevgi dolu evrensel çocukla kuçaklaşan biri olarak, toplumsal gerçekçi şairlere,yazarlara hep imrenmişimdir. Demek istediğim şudur: Ben henüz o sözü edilen şairliğin, yazarlığın rahminde bile değilim…”

—————————————————————————————————————-

Ayhan Orhuntaş, Erkan Akpınar (mix.mastering) Kadir Kaya (bağlama), Ayhan Orhuntaş, Mustafa Kağan (gitar.e gitar), Taner Ural (grafik-tasarım). Sercihan Dehmen (mey), Alpay Dinletir (perküsyon), Aydın Tuzsuz (keman), Savaş Zurnacı (klarnet), , dan oluşan kollektif bir çalışma sonucu piyasaya çıkan “Tecilsiz Sevdalar” isimli şiir albümünün Türkiye dağıtımını Ateş Müzik Yapım, Avrupa dağıtımını Devran Müzik üstlendi.

—————————————————————————————————————–

derleyelim, düzeltelim…

07 Aralık 2007

artık, ürettiklerimiz çoğalıp,işimiz başımızdan aşmaya başlayınca bu sayfa benim ‘’ahkam kesme'’ yerim olma özelliğini yitireceğinden dolayı, Cafer arat, eyyam, dinar bandosu, erol ars, gülizar ve gelecek sanatçılarımız yan tarafta kendilerine ayrılan köşeden devam edecekler.

ben de kendinden mesul halimle bir delinin hatıra defterine kaldığım yerden devam….

cafer arat ‘’ kayıp gözyaşları'’ çıktı!

25 Kasım 2007

CAFER ARAT ‘’KAYIP GÖZYAŞLARI’’ İLE MERHABA DİYOR!

Cafer Arat, aşk başta olmak üzere , yavaş yavaş içleri boşalmakta olan, insana özgü tüm güzelliklerin ardından dökülen gözyaşlarını şarkılarına katarak sesleniyor.

Mersin’de kurduğu ‘’Caretta Caretta’’ grubuyla bir süre müzik yapan genç sanatçı birikimlerini bir albümde toplamak için geldiği İstanbul’da yaklaşık dört yıldır bu proje ile ilgili çalıştı.

Ayhan Orhuntaş’ın aranjör ve prodüktörlüğünü üstlenmesi üzerine, yaklaşık iki yıl stüdyo süreci geçiren Cafer Arat’a birçok müzisyen bu çalışmasında destek oldu., Aynı dönemde İran’lı müzisyen, besteci ve ses eğitmeni Cavit Murtezaoğlu’ndan ses eğitimi aldı. Murtezaoğlu ‘’Yalan Dünya’’ adlı eserini vermenin yanında sanatçıya sesiyle eşlik etti.

Bu albümde sekiz adet kendi bestesini seslendiren sanatçıya Ayhan Orhuntaş ‘’ Sınırda, Kınalı Keklik ve Pervane adlı eserleriyle, Yaşar Aydın da ‘’Ali Ali’’ adlı eseriyle katkıda bulundu.

Tamer Çıray’ın piyano,Bülent Ay’ın davul ve bas gitar,Sibel Akdağ’ın ses eşliğine katıldığı albüm Stüdyo Ütopya’ kaydedildi. Yapımı ÜTOPYA MÜZİK, dağıtımı da ATEŞ MÜZİK etiketiyle çıkan ‘’KAYIP GÖZYAŞLARI’’ marketlerdeki yerini aldı.

Türk rock müziği, ateşli, duyarlı,çevreci aktivist bir ses kazandı.