Kasım 2006 için arşiv

Ajdar’a gülmeyin!

Pazartesi, 20 Kasım 2006

Her köyün bir delisi vardır. Hepimiz köyümüzde, mahallemizde, çevremizde bir deli tanırız. Hatta oranın gerçek bir delisi yoksa, biraz değişik davranan birini deli ilan ederler. Deliler topluluğun akıl subapı gibidir. Çizgiyi aşmayı onunla izlerler. Her topluluğun kendiliğinden gelişen bir davranış biçimi vardır onlara karşı, öğretilmez, ama bilinir, deliyle uğraşmanın bir sınırı vardır ve ileri geçilmez! Bir de sağlıklı insanken ciddi kriz geçirip delirenler vardır. Bu tıbbi olay karşısında kimse alay edemez hatta sarsılırız. Yaptıklarını anlatırken gülemezsin! Çünkü o artık selamımızı normal verebileceğimiz, hayatı paylaşabileceğimiz biri  değildir. Ve kendimizin, yakın çevremizden birinin böyle olma ihtimaliyle dehşete düşeriz. Bu yüzden delirenle dalga geçilmez! Hele bir insanla asla!

Son zamanlarda bir Ajdar sendromu aldı gidiyor her yerde. Çok fazla TV izlemesem de iki defa Beyaz’ın programında rastladım buna. Şarkı söyledi. Herkes eğlendi. Öğrendim ki şimdi klip te yapmış ve programlarda geziyormuş. İğrenç şarkı söyleyen, iğrenç, düzeysiz ve abuk sabuk konuşan, her halinden akıl sağlığı yerinde olmadığı belli olan birisi? Bu kadar ilgi niye? Memlekete deliler yetmiyor mu? Hiç deli görmedik mi?

Aklı başında laflar söyleyen insanları, sanatçıları deli diye afaroz edip, bir deliye bu kadar prim vermek niye? Kendinize lütfen sorunuz! Kendisiyle dalga geçiliyor diye cinayetler işleyen bir toplumuz. Sonra da biriyle hep birlikte dalga geçiyoruz. Aslında çok zekiymiş, oynuyormuş. Bu ihtimali olasılık olarak bile düşünme! Onun zeki olduğunu  düşünüyorsan olsa olsa sen geri zekalısındır.

Bir köy ahalisi delisiyle bu kadar eğlenir mi? Onu alıp kasabada panayırda, sirklerde sergiler mi?

Bunları alıp televizyonlara çıkarmak, müzik diye yaptıklarını underground alemin dışında yayınlamak, gündeme taşımakta ne oluyor? Ya seyretmek eğlenmek? Bu memlekette deli biter mi? Bu furyanın sonunda sakın Bakırköy’den deli kaçırmaya kalkmasınlar, TV programlarına çıkarmak için. Akıl doktorları hastalarını TV’lerden mi izliycek benimki star oldu mu diye? 

Alt kültürler hakim kültür oluyor. Fakat bu tabandan gelen birşey değil. Alt kültürü, alt kültürle eğlendiriyorlar. Sanatın beğeninin, eğitimin tabandan alt seviyelere düşmesi, toplumsal olarak çöküşümüzün göstergesidir. Yıllar önce Rock’n Coke karşı hareket başlatmamızın temelinde bu vardı. birine detone şarkılar söyletip rock starı diye sunmaya başladıklarında. Sosyetik kesimde clup alemine şu, gençlerine bu yaşlılara bu, halka  Ajdar! Yersen!

Yarın normal yapılan herşeye seviyesiz gözüyle bakılacak. Müzisyenler! iş bulamıyacaksınız. Birer birer ayaklara altına alınan diğer toplumsal değerlerimiz gibi bu da gidiyor: İnsanın insanla eğlenmesi! İĞRENÇ. Çıplaklığın doğallığını savunanlar bile sokakta çıplak gezmiyor. İnsan içinde  kimse kıçını  göstermiyor. Kıçını gösteren birini bulmuşsunuz eğleniyorsunuz. Üstelik programlı, managementli yapılıyor!

Ajdar’a gülmeyin! Ona gülmek kendine gülmektir. Gelecekte düşeceğimiz duruma niye gülüyoruz?

O bizim toplumsal kıçımız! Aynada açmış kendi kıçına gülüyorsun. Aynı şey.

Bunu yapanların üstüne kusun! Onu çıkaran programları telefon edip aşağılayın.

Dede

Pazar, 19 Kasım 2006

Arkadaşlarım var; hayat önümüzde kocaman çizgiyken ona anlamlar yüklemeye çalıştığımız. Yıllar geçmesine rağmen  her arayışında - hiç aramasam da - her arayışında o çizgiyi sürdüren öğretmenlerim var, kendisi bunun farkında olmadan öğretmeyi sürdüren…

Bugün birarada değiliz! Ama bugünleri daha o zamanlardan paylaşmıştık..

Müzik dinlemeyi, geyiğin kralını, sinekli şarapla ‘’tangerine dream'’ dinleyip karakalem resim yapmayı sabaha  kadar,ulric john lord, motorhead, judast priest, w&t, eddy manny, sarter, nietsche gibi daha o zamanlar kimsenin duymadıgı fenomenleri tahlil edip sabah yine küçücük dünyaya inip biri bizim küktürparka giriş paramızı ödesin diye kapılarda bekleştiğimiz, yine yıllar sonra, kıçımızın kılları  agardığında şehre döndüğünde özlemle buluşup dertleştiğimiz

Arkadaşım. Dede…

Kendine iyi bak! Gitar çalmayı öğreniyorum hala, stüdyo yaptım, güzel şeyler yapıcam. Biz boktan şeyler  yapamayız… Boğazıma dizilir içtiğimiz şaraplar. Ama zümrüt_ü anka hala bir kara karga!

Olması gerekenler oluyor

Cumartesi, 11 Kasım 2006

Devrim yapması gerekenler üçkağıtçı gibi davrandıkları için, üçkagıtçılar devrim yapıyor. Hertarafı sahte, birtürlü  sindirilemeyen devrimler. Bel bağladıklarımız, yön göstericilerimiz; rüzgar gulleri!…

Bugün küfür günüm…

Dinle : Bob Marley - Pimpers Paradise

Oku : İki Konferans - Gilles Deluuze. Norgunk Yayınları

Kemancı konserini bağladım. YouTube’e koymuşlar ben unutmuştum. Bir izleyin bakalım, yorumlarınızı bekliyorum…

Işığın Yansıması - Kemancı Konseri - aloraerasmus

Stüdyom

Cuma, 10 Kasım 2006

Stüdyom

Bu fotoğraf stüdyomun ilk fotolarından. Devamı gelecek. Stüdyo kısmı, bir kontrol room, bir performans odası, bir bekleme salonundan ibaret. Performans odası Galatasaray lisesi manzaralı. Ayrıca balkonundan Kadıköy ve Haremi seyrederek kahve içiyoruz.

İçeride aranje odası var ayrıca, bilgisayar, Yamaha 01 mixer, Tannoy referance monitor, Behringer B2 mikrofonla aranje ve demolar hazırlanabiliyor, kayıt öncesi aranjörler son hazırlıklarını yapıyor,

İçeride büro kısmı var genellikle rakı içmek için kullanıyor gelenler çünkü Sultanahmet manzarası, Ayasofya, Sarayburnu ve boğaz girişi, Çınarcık manzarası şahane…

Arkada bir oda daha var prova ve ikinci bekleme odası, orda da ST. Antuan kilisesi manzarasıyla bol geyik var.

Donanım şöyle:

  • Yamaha 02R mixer
  • Adam P33 monitor kolon
  • Presonus tube pre
  • Presonus vxp vocal processor
  • Yamaha rv7 reverb
  • Korg A3 gitar processor
  • Digitech2112 studyo gitar modul
  • Hughes&Kathner gitar anfi
  • TC povercore mastering kart
  • Esi pro maxio 32 ses kartı
  • Rode nt 2
  • Shure sm57-58
  • Audio- technica
  • Akg mikrofonlar
  • Akg k271 referance kulaklık var.

Ayrıca içeriye ikinci bir bilgisayar sistemi kurdum, kendi kendimi kayıt edebiliyorum. Bazı  solistler bu sistemle tek başlarına kalıp kendi kayıtlarını yapıyorlar, karşılarında kimse olmadan.

Daha fazla bilgi: http://www.utopyamuzik.com

Teşekkürler Hakan

Perşembe, 09 Kasım 2006

Bir süredir bloggla ilgileniyordum fakat vaktimin azlığı yüzünden yönelememiştim. Bu fikrimi Hakan’a açtığımda her zaman her konuda olduğu gibi yine ilgilendi ve hatta bana sayfayı kurdu bile. Güzel insan kendisi. Ne söylesem az. Ben de yavaş yavaş sayfam için üzerime düşeni yapmaya çalışayım.

Artık çalıştığım üç yeni projenin sonuna geldik. Hakan Yeşilyurt’un albümü, ‘Rengahenk 2′ ve Seyfi Yerlikaya’nın 2. albümü bitti sayılır. Bu hafta mikslere başlıyoruz. Kısmen rahatım. Hatta akşam eve gidip uyudum günler sonra…

Stüdyo artık oturdu sayılır. Cubase 4′ü aldıktan sonra hem programla, hem sistemle ilgili bir sürü konuyu hallettim.

Malvarlığım!…

Cuma, 03 Kasım 2006
  • Parker Fly el. gitar
  • Jackson Professional el. gitar
  • Ovation Elite acc.el. gitar
  • Alhambra klasik gitar
  • Diigitech 2112 studio modul
  • Roland GR1 gitar synth
  • Yamaha 01 mixer
  • XG1000 ses kartı
  • Yamaha NS10m monitör
  • Rode NT1 tube mic.
  • Hughes&Kettner anfi
  • AMD Athlon 1800 bilgisayar

Çıpura

Cuma, 03 Kasım 2006

www.cipura.net

Çipura ile iki yıl önce tanıştık. Ben talimhanede evde stüdyo benzeri bir şeyler yapmışım, demo için geldiler. Battaniyeleri pencere ve kapılara çivileyip davul kaydını yaptık ki filmlik sahne. Çok güzel oldu. Bunun albümünü ben yapmalıyım dedim. Oldu da. Ragıp abi grafiği yaptı, Seyhan bastı.. alınız!

Müziklerim

Perşembe, 02 Kasım 2006

 aglamıyorum/ siyah beyaz bir devam filmi/ feridun düzağaç

Feridun Düzağaç’ın ‘Siyah Beyaz Bir Devam Filmi’ albümüne aldığı ‘Ağlamıyorum’ adlı parçamı sunuyorum. Albüm Pasaj Müzik’le Feridun Düzağac arasındaki anlaşmazlık yüzünden güme  gitti görünüyor. Feridun Düzağaç gibi sevdiğim ve beğendiğim birisinin benim şarkımı kendine yakın bulması beni onurlandırdı.

zümrüt-ü anka/düşmeden bulutlarda koşmam gerek/barış akarsu

Düzenlemelerini ve prodüktörlüğünü yaptığım Barış Akarsu’nun ‘Düşmeden Bulutlarda Koşmam Gerek’ albümünde yer alan bir diğer bestem Zümrüt-ü Anka

Gitar düzenleme ve performans Ergin Altınel

Funtwo

Perşembe, 02 Kasım 2006
funtwo canon - gagemel

Youtube de gezerken rastladığım amatör bir yetenek. Aferin ona çok güzel çalmış…

Tekrar merhaba www!…

Çarşamba, 01 Kasım 2006

Ben

Merhaba, ben Ayhan Orhuntaş. Hayatını müzikle kazanan, kendini müzikle tamamlayabilen, ve kendini tamamladığı unsuru satarak ve kiralayarak hayatını iyileştirmeye çalışırken açmaza düşenlerden biri diyebiliriz. Sayfayı kendim imal etmeye çalıştım. Çok bilmişlikten değil, özümde punk kültürünün KY (kendin yap) etiği yattığı için. Yaşam biçimi olarak her alanda böyle oldu bu. Projeler sonsuz. Vakit ayıracak ve omuz verip birlikte yürüyecek o kadar az insan kaldı ki. Geriye dönüp baktığımda her yaptığımı gene yapardım diyebildiğim şeyler bırakıyorum devirdiğim çamlar ve istemeden kırdığım sevdiklerimden başka. Sevdiklerim. Beni hep sevin olur mu?
Bu sayfa ilgili insanlarla iletişim kurmak için var. Kendini ifade edebilecek ortamları korumaya çalışan, akacak mecra arayan, imkansızı olur kılmaya çalışan, hayatı ve üretmeyi şehvetle seven insanlar.
En çok müzik olacak tabii ki paylaşacağım. Ama müziğin daha çok forumlarda konuşulmayan boyutları. Nasıl bir müzik? Neden avantgarde? Neden anarşist? Nasıl iyi?