haftalık ‘’raks'’ raporu
Cumartesi, 25 Ağustos 2007Ufuk geldi.'’Ben görüştüm'’ dedi. hammadde yeni gelmiş fabrikaya, baskı yapabileceklermiş en kısa zamanda….
Ufuk geldi.'’Ben görüştüm'’ dedi. hammadde yeni gelmiş fabrikaya, baskı yapabileceklermiş en kısa zamanda….
5.si geldi barışarak eylemcesinin.ilk barışarak’ tan sonra değerlendirme toplantısı yaptık, bu birlikteliğin adını ne koyalım? derken ‘’ben bunu barış kollektifi olarak adlandırıyorum!! dedi.orda tanıdım Kazım Koyuncu’yu ‘’ ne güzel arkadaşlarımız varmış'’ diye düşündüm o konuşurken…müzikal bir devrim tartışılıyordu. ogün inandık kendimize , birbirimize…iki yıl içinde devleştiğini gördüm bu kırılgan insanın..
daha sonraki yıl Barış Akarsu’nun aramıza katılması sözkonusu olduğunda bizzat kendisinin toplantıya katılmasını ilettim. geldi. herkes cok sevdi bu güzel çocuğun samimiyetini. sonraki hafta Deniz’e durumunu sorduğumda ‘’ abi bizim çocuklarla afişe çıktı Barış'’ dedi.hepimizi şaşkınlığa uğrattı içtenliği ..sonra müthiş performansını izledim, babasının kulisteki mutluluğunu…bu sene onsuz babası yanımızda…
pazar akşamı saat 20′’ de barışarak sahnesindeyiz …bu sene daha bi çalmak geliyor içimden…
Üç ay önce ‘’eyyam'’ grubunun masterini hazırlayıp teslim ettik. 10 güne kadar basılıp gelir dediler.. 20 gün sonra böyle bir teslimat yapılmadığını iddia ettiler. neyse durumu çözdük, 10 gün sonra gelir dediler, hakikaten 10 gün sonra geri geldi…matbaanın gönderdiği kartonetler iade! gerekçe: böyle bir işten haberimiz yok diye kargoyu geri göndermişler.hadi gene bi sürü koştur. ordaki ‘’hanfendi'’ çok sakin eski devlet daireleri gibi çok rahat ‘’ ‘’masteri kaybettik ‘’dedi..uy anam!burası neresi? neyse master yapıp verdik yeniden.. 10 gün sonra kaşemizi kaybetmişler. 10 gün sonra kalıp fabrikasında arıza olmuş… son seferde haftaya geliyor dedi. iki hafta bekleyip gittim, söylediği yalanı unutup yeniden aynı yalanı baştan başladı… siz buraya nasıl geldiniz. ben buraya nasıl düştüm…
müzik sektörü batıyormuş! batın tabiii.
yerin dibine!…..
tatil yok gene….serkan ‘’dayı bak telefona kimi vericem'’? dedi..köye gitmişler, annem kendini kaybetmiş komşuları dolaşırken, ablam peşinden aramaya gitmiş.'’Sizin evin önündeyiz'’ dedi. ceviz ağacı,kayısı,erik, incir….sesi tanıyamadım,mahçup oldum.'’ ben KILİ'’ dedi. zayıf bir çocuktu heralde, ‘’kıllıng'’ filmi yüzünden takılmıştı bu ad.saman balyalarının üzerinden kendimizi ‘’tarkan'’ sanarak atlardık.'’funky time'’ kaseti getirmişti almanyadan ..ilk disko müzik. bizim anbar evinde disko yapmıştık kafamıza göre..ev ödevimizi yaparken dişlerin neden 32 tane olduğuna kafayı takmıştık. saydık bizde o kadar diş yoktu. büyüyünce olacak heralde dedik. hesapladık bu sefer de gırtlağımıza kadar iniyor…gırtlağımızda dişlerle kendimizi hayal edince gülme krizine girdik.32 diş muhabbeti oldukça biz gülmekten öldük..sonraki günlerce de
hafta sonu gelicem dedim. mutlaka.. kastırdım bu gece cafer arat’ın editini bitirdim. erkan mixi yapar artık.doç. ercan mertoğlu’nun çocuk şarkılarının masterini dinledik keyifle..nihayet dinlerken keyif aldık.
Tamer Çıray eşyalarını getirdi bugün küçük odaya. kuruldu o hızla çalışmaya başladı.iki tane film müziği.. artık tamer de bizimle…pia da…
köye gitçem..
açıp açıp kapatıyorum bu sayfayı….ne yazsam boş BARIŞ AKARSU için….