Aralık 2009 için arşiv

herşey aynı yıl yeni

Salı, 29 Aralık 2009

unuttuk değil mi gazze’de insanlar abluka altında, doktorsuz, ilaçsız, aç bilaç teker teker ölüyor.buna seyirci kalmak istemeyen insanların kendiliğinden oluşturduğu gönüllü yardım grubu geçtikleri yerlerde çoğalarak tek giriş ihtimali olan Mısır adlı ülkenin sınır kapısına geldi dayandı,önce bunları içeri sokmadı Mısır… şimdi de Gazze ye girmelerine izin vermiyor….amarike nın dünyada en çok desteklediği devletlerden biri israil ikincisi de mısır..ısır yavrum ısır..

afganistanda ‘’uluslararası güç'’ün yaptığı operasyonda 8 i ilkokul çocuğu 10 kişi öldü dün…yetkililer konu soruşturulacak demiş….

başbakan marketlerde ilaç satılacak dedi…zapsu ya ait for you magazaları daha önce buna girişmiş ve büyük tepkiyle karşılaşmıştı…istese başbakana reklamını bile yaptırabilir bence..

beyoğlunda karşımda kaçak kat inşaatını izliyorum ne zamandır.cadde üstünde göz göre göre kaçak kat yapılıyor. benim üstüme de iki kat kaçak çıktılar..bir değil iki..gelen zabıtalara kapıyı açmadılar,zili çalıp çalıp gitti adamlar.geçen gün beyoğlu belediye başkanı ahmet misbah demircan yemeğe geldi yukarı kaçak yapılan restauranta..işyeri sahibime taşıycakmı bu kadar yükü bizim kat dedim,'’allah korusun'’ dedi ‘’yapacak bişey yok'’

ikinci albümlerini basıyorum dinar bandosunun bu albümü mutlaka edinin.
‘’kıskanmak'’ adlı filim izleyin ..ama mutlaka romanını
istanbul modernde son bir hafta: sarkis in site adlı sergisi…bir yıldır burnumun dibinde eğer gidemeden sergi kapanırsa kendimle konuşmuycamm valla o kadar yani

dinle: dinar bandosu:'’feyyaz ‘’ dinlemek için resme tıklayınız
http://www.bagimsizmuzik.com/BMImages.aspx?Width=180&Height=180&BMImages=90

‘’feyyaz ‘’

peter prensibi

Çarşamba, 23 Aralık 2009

Merhaba, ALİ Erenus’tan çok güzel bir mail aldım, paylaşmak isterim:

Günlük hayatta sıkça rastladığımız “kifayetsiz muhteris” ler hakkında yapılan bu araştırmanın, sizi hüzünlü bir gülümsemeyle baş başa bırakacağını düşünüyorum :~)

New York Stern School of Business’te gorevli psikologlar Justin Kruger ve David Dunning’in tarihe geçmelerine vesile olan bulguları, yani Dunning-Kruger Etkisi adıyla literature geçecek olan teorileri de, Türk sağduyusunun yuzyıllardır “cahil cesareti” dediği şeydir aslında. Journal of Personality and Social Psychology’nin Aralik-99 sayısında; yayınlanan teorileri özetle: “cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır” der.

Metin çözme, araç kullanma, tenis oynama gibi çeşitli alanlarda yapılan araştırmaların sonucunda şu bulgulara ulaşılmıştır:
*Niteliksiz insanlar ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler.
*Niteliksiz insanlar, niteliklerini abartma eğilimindedir.
*Niteliksiz insanlar, gerçekten nitelikli insanların niteliklerini görüp anlamaktan da acizdirler.
*Eğer nitelikleri, belli bir eğitimle arttırılırsa, aynı niteliksiz insanlar, niteliksizliklerinin farkına varmaya başlarlar.

Değerlendirme zaafı:
İki uzman daha sonra, bu teorilerini test etme fırsatı da buldular. Cornell Üniversitesi’nden 45 öğrenciye bir test yaptılar, çeşitli sorular sordular. Ardından öğrencilerden “testin sonucunda ne kadar başarılı olacaklarını tahmin etmelerini” istediler. En başarısızların (yani sadece yüzde 10 ve daha az doğru cevap verenlerin), testin yüzde 60′ina doğru cevap verdiklerine, ayrıca iyi günlerinde olsalar, yüzde 70′e ulaşabileceklerine inandıkları ortaya çıktı. En iyilerin (yani en az yüzde 90 doğru sonuç alanların) en alçakgönüllü denekler olduğu (soruların yüzde 70′ine doğru cevap verdiklerini düşündükleri) görüldü.
(Not: Dunning ve Kruger bu çalışmalarıyla 2000 yılında Nobel de kazandılar.) İki uzman psikolog bu bilinçsizliği, “kronik kendi kendini değerlendirme (auto-evaluation) yeteneksizliğine” bağlıyorlar. Çalışan, kendi kapasitesini değerlendirmekten ve eksikliğini teşhis etmekten acizdir. Ama asil vahim olan, bu “yetersizlik + haddini bilmeme” kokteylinin, mesleki açıdan, karşı koyulmaz bir itici güç oluşturması, kariyer açısından bir eksiyken, artıya dönüşmesi. İşinde çok iyi olduğuna yürekten inanan “yetersiz”, kendini ve yaptıklarını övmekten, her işte öne çıkmaktan ve haddi olmayan görevlere talip olmaktan en küçük bir rahatsızlık duymayacaktır. Aksine bunu bir “hak” olarak görecektir. “Uyanıklık” bilecektir. Bu arada, gerçekten bilgili ve yetenekli insanlar ise, çalışma hayatında “fazla alçakgönüllü” davranarak kendilerine haksızlık edecekler, öne çıkmayacaklar, yüksek görevlere kendiliklerinden talip olmayacaklar, kıymetlerinin bilinmesini bekleyecekler, bilinmeyince için için kırılacaklar, kendilerini daha da geriye çekecekler ve muhtemelen üstleri tarafından “ihtiras eksikliği” ile suçlanacaklardır. Üstleri de zaten, genelde “aynı yoldan geçmiş” insanlardır. Buna, insan kaynaklarının, iki benzer CV arasından, “kendine güvenen ve iyi sonuç alma olasılığı yüksek” adayı tercih edeceği gerçeğini de eklerseniz, Dunning-Kruger Sendromu’nun Peter Prensibi’nin temelini oluşturduğu da ortaya çıkar. Sonuçta, “kifayetsiz muhterisler” her zaman ve her yerde daha hızlı yükselecekler ve daha yukarılara çıkacaklardır.

Peter Prensibi: “Her çalışan, iş ortamında yetersiz olduğu noktaya kadar yükselir” der. Bunun doğal sonucu olarak, yüksek makamlar daima yetersiz insanlar tarafından işgal edilir.

Kifayetsiz muhterisi nasıl tanırsınız?
1- Gücünü delegasyon bahanesinden alır. Ekibinin tartışılmaz şefi havalarına girer.
2- Çok gürültü patırtı eder, çok şey yapıyormuş havası estirir.
3- Koridorlarda hızlı hızlı, düşünceli edayla yürür.
4- “Beşer Şaşar” diye düşünür. Ama genellikle şaşan beşer başkası değil, kendisidir.
5- Ne olursa olsun, hazırlıklıymış, olacakları önceden biliyormuş gibi davranır.
6- Üstlerine karşı son derece kibardır, altındakilere (özellikle de en çok ihtiyaç duyduklarına) kötü muamele eder.
7- İktidar ilişkileri ve göstergeleri onun için çok önemlidir. Astlarına kimin üst olduğunu hatırlatmayı sever.
8- İlk denemede başarılı olamazsa, başarısızlığının belgelerini yok etmeyi ve suçu başkalarına atmayı ihmal etmez.
9- Talimatlarını post-it ile, e-postayla verir, böylece astlarıyla yüzleşmekten kaçar.
10- Toplantılarda son sözü mutlaka o söyler, gerekirse başkasının sözünü tekrarlamak pahasına.

Sevgiler
Ali Erenus

normal hayat,

Çarşamba, 16 Aralık 2009

normale döndük , dün erkan gidip değiştirdi mereti,

biz de günlük telaşa döndük,'’Sezen Aksu  Şarkıları Söylüyoruz ‘’ diye bir proje yaptık Artvizyon’a .dün onu teslim ettik, yılbaşında herkes Sezen Aksu şarkıları söyliycek..Ferec’in albümü ile ilgili geri dönüşler alıyoruz..yolları açık olsun  ..Şimdi Gerçek Yalgın geliyor, bakalım…

Yılbaşında Dinar Bandosu  ‘Aya da Gidelim Osman'’,Işığın Yansıması ‘Işığın Yansıması’,Kartuğ;Vazgeçilemeyen’ e Dair'’ albümlerini piyasaya sürmüş olacağız.Israrla isteyiniz…

vatan computer-LG monitör :paranla rezil ol ikilisi

Pazartesi, 14 Aralık 2009

bugün  5 gün, yetkili servisteki arkadaş valla biz evrakları doldurduk merkezden haber bekliyoruz deyince erkan sözkonusu ayıplı malı yüklenip merkezlerine gitti bunların..

geri geldiğinde elinde bir değiştirme fişi vardı.

mal değişecekmiş! evet bozukmuş! ama ellerinde ne ondan nede muadili başka bir mal kalmamış!

salı gününe kadar bekleyecekmişiz…salı günü mal gelecekmiş..

kimbilir hangi mağazanın elde kalmış ürünleri gelir allah bilir.

bu arada böyle bir firmanın dert dinleyen ve çözen bir hattı olmaması çok ilginç.direk teknik servis …fişi taktınız mı beyfendi?

vatan computer-LG monitör :paranla rezil ol ikilisi

günün duvar yazısı: obama tarzıma hasta!

şarkı:şeker’in elleri (dinar bandosu) www.bagimsizmuzik.com