SÜTLÜCE SÖZLÜĞÜ (mandıralıca)
Köyümüz Pınarhisar -Sütlüce..
Başka bir dil gibi konuşurduk türkçeyi. okulda öğretmen istanbul lehçesi için uyarır biz de uyardık, ama sokakta kimse istanbul lehçesini kullanmaz üstelik kullananla ‘’ hanım olmuş'’ diye dalga geçerdik.
zamanla unutuldu işte,o kaba saba konuşmayı öyle özlüyorum ki. hatırlamak için buraya not düşüyorum. bizim köyden olanlar okur da ekleme yaparsa ne ala…
mandıra: köyümüzün eski adı
Kaynayan kazan taşmaz mı? köyümüzde kızların kınalarda, hıdrellezde ellerin darbuka alıp darbuka eşliğinde söyledikleri manileri'’ kaynayan kazan taşmaz mı'’ nakaratı ile bağlarlardı.İlkay Akkaya’nın çok hoşuna gitti bu ben de izin verdim mandıralı olarak altına kaynak kişi ‘’pınarhisar sütlüce köyü kızları'’ yazmak kaydıyla …türküyü dinlemek için kırmızı yazının üstüne tıklayınnn..
ayadın gündüz: gece dolunay ışığı
yalın çuvaç:çok sıcak gün, güneşin tepede en yakıcı olduğu vakit
fita:hindi
çepiş: saçı taranmamış kız çocuğu,dişi keçi
gidişmek: kaşınmak
gama:balta ile ağaç yararken açılan yarığın geniş tutulabilmesi için yarığın arasına sokulan ağaç parça
ara gaması:eğer iki kardeşin arasında epeyce bir yaş farkı varsa,büyük olanın ismi aragamasıder. çünkü büyüyene kadar anne ile babanın arasına yatmış ve kardeş olmasını engellemiştir.:))
gamata: küfür,
gamatlamak:küfür etmek,kalaylamak
gamamak:kapının kapanması durumundan hariç,kapının iyice kapanması durumudur. türkçede karşılığı yoktur. olsa olsa ‘’kapıyı iyice kapatmak”’diye açıklanabilir. kapıyı kapatırsın, kapalı görünmesine rağmen dokununca açılacak gibidir.Çünkü kapının kapanmasını sağlayan dil yerine oturmamıştır. biraz daha itirirsen dil yerine oturu yani gamanır.
goga:burundaki hap malzemesi
devekel:salak
dayacan:merdiven
basamak:merdiven
patrik:koltuk değneği ayrıca alt ucunda basmak için çıkıntıları bulunan iki sopa üzerine tırmanarak yürümeye çalıştığımız ve kendi yarttığımız oyuncak gördüm akrobatlar kullanıyor..
çifteli:kötü huylu çocuk
çımkışmak:oynaşmak
arış: inek yada öküz arabasının boyundurukla araba arasındaki uzun agaç
gıdi:keçi yavrusu
alfat: yabani armut (ahlat)
yaz helvasi: orak biçerken babamın tarlaya gelişini beklerdik o helva için, getirirdi haykırıyın dükkandan alırdı fıstıklı cevizli
abidik gubidik:tutarı olmayan boş işler
mum sıçmak: çok korkmak
has ekmek, has un :herhalde o kadar beyaz unu ve sünger ekmeği gorunce bizimkiler aşağılık kompleksine girdi sonra köyümüze fırın açıldı
mılçık, mılçımış: çürümeye yüz tutmuş, en çok domates için kullanılır. salça kıvamına gelmiş domates. yenir! ama yemesen iyi olur
harem: evin avlusu
porta: sokak kapısı
osuruk gızanı:işe yaramaz çocuk, hiç bi işi yapamayan, zoru zoruna ikna olan çocuk
çerge: dut silkelerken altına tutulan sofra bezi
sarcalı: eşek arısı
koldur: baba hindi
angırlanmak:hayvanın toprakta yuvarlanarak kaşınması,yatarak vakit geçirenler için kullanılır.
cildirke: davulun ince sopası, çok zayıflar için kullanılır.
gölge çevirmek:kahve önünde bütün gün boş oturmak
badaşma:karşılıklı anlaşma.
badaşık:başka birinin işine tarlasına para karşılığı olmaksızın çalışmaya gitmek, sonra o aynı şekilde senin aynı tarzda işine gelip borcunu öder.ırgat ve amele parası ödeyemeyenlerin bulduğu çözüm…
etlen gabak: ‘’ne yemek var ?’’sorusuna verilen baştan savma cevap
kota: manda yavrusu
kotuk: at,eşek yavrusu,
çü! be!—hü!be!: köpeğe,'’hoşt!'’ demek
çüğmek: zıplamak,
çüğdürmek:çocuğun oraya buraya işemesi
(Sefa ALTINTAŞI düzeltti:Çocuğun havaya doğru ve uzağa işeme eylemi)
çüvenlik: ot yığını
pıtırak:elbiselere yapışan diken çeşidi,çok meyvesi olan dallar için kullanılır
peçka: kuzine,fırını olan soba
encek:enik
dokuzmömeli: dişi köpek
cugu:civciv
motur:traktör( moturlan: traktör ile)
çotuk:kısa dal parçası
çotmak:kalın parça-süpürgenin çotmağı: ottan yapılmış süpürgenin sapı (genellikle yaramazlık yapan çocukların kıçına vurulur,terbiye aracıdır.
gızan tazan: çoluk çocuk
gancık: dişi hayvan
gangel:çengel
pandım palamaz:üst baş darmadağın
dız taçırmağa didiyom : çanakkaleyin bayramın meşhur sözü
garagız:peri (küçük geçitte varmış hala inanırım)
bomba: varil
hopaz,hapaz:çakıl,moloz,hopaz diye gider taş büyüklükleri,hopazı ancak iki elle kaldırabilirsin,ama kaldırabilirsin…
haydamak: sürmek motur haydamak:traktör sürmek
hüşek: fişek
erken olmuyo beya: rıza’nın meşhur sözü
porum atmak, porumlanmak: hava atmak, caka satmak
allaekliklen:kandırarak, oyun yaparak( allaekliklen elinden almak)
ma bu ni?:kadına- bu ne? be bu ni? erkeğe- bu ne?
ağnnaaa!:şaşma ünlemi
bayınnanmak:ağırdan almak, üşenmek
şımarıklık yapmak (Talip Altıntaşı düzeltti)
kebe: çobanların omuzlarına aldıkları kıldan korunak
hayısaaza marı!: haydiyin
bıldır: geçen (yıl)
fiyak:ıslık
longur:boyu posu olmasına rağmen işe yaramaz yada yaşı olgunlaşmasına rağmen kafaca geri kalmış.ama aynı zamanda haylaz ve fırlama
godelek: şişman
öbelek: mısırın koçanı
valele,vılili: dayak yemiş çocuğun ağlama nidası
has ekmek:kasabadan gelen fırın ekmeği
memleket:bulgaristan
mosmaklamak:boğazlamak,boğazını sıkmak
postan:karpuz
naap?: nasıl ( naapoloru?: nasıl oluyor?,nasıl gidiyor?
ni?: ne
na ya?: niye
fıstan: fistan, entari -gara fıstan:okul önlüğü
babıç:pabuç
pıtik:terlik
pontul:pantolon
susak:su kabağı, kel,kellik derecesinde traş olmuş kişi
löpçü:obur
löpletmek:yalayıp yutmak
löplöbücü: köye arabasıyla gelip sokak sokak ıvır zıvır satan esnaf (eskici )
şırlan yağı: ayçiçek yağı ( şırlan heralde sarı renk için kullanılıyor , şırlan işemek diye bir şey de var
çımkırık:ishal
ankırık:balgam
dıydı:sivrisinek
su kapişi:su kaplumbağası
alleem:galiba
boduç:şişman ve kısa boylu
garık: tarlada pulluğun açtığı çizgi, bunun üstünde biten ürünün sırası
dora: bir yüksekliğin en tepesi ( dipten doraya kadar)
fırdolayı:çepeçevre
dingoga (Talip Altıntaşı ‘’ dingoba'’ diye düzeltti): ağacın çıkılamayacak en yüksek dalı
gaarın ağrısı:hoşlanılmayan kişi
sutası: genellikle meydan çeşmelerinde bir tane olur
yalık: çiftleşme zamanı gelmiş köpek. bağlarsan bile ipi koparır gider.
boosak: bu da çiftleşme zamanı gelmiş inek.
yelesidi: yiyecek bozulmaya yüz tuttu. iğşiyor yani
fıydırmak
sıpıtmak: fırlatıp atmak
fırdolayı: çepeçevre
löplöbücü: eskici
aşeylerim: yaşlı kadınlar birine birşey anlatırken karşısındakine ismini söylemek yerine ‘’aşeylerim'’ der. a ayşem a fatmam gibi
bi gararım galmadıya!: yıkıldım, şaşırdım!söyleyecek bişey bulamadım!bunu hiç beklemezdim ondan
hürmek: köpek havlamaz hürür bizde.
yiyecen:çalı ve dikenlerin insanın üzerine yapışan kısmı
zımzık : misket
zınkadanak,zınkıdak:birdenbire,aniden. ağrı zınkıdank kesilir.
kalkıveemek-kalkıvermek:birisine bir konuşma esnasında çıkışmak.Bu çıkışmanın ötesindedir. ucunda kavgaya davet vardır.
kaaretmek-kahretmek:çocuğun mızmızlanarak sürekli annesini rahatsız etmesi,çocukların rahat vermemesi durumu
ağnamak: bir tarafa yamulmak,duvar ağnar,genellikle iyi yüklenmemiş arabalar ağnar.biraz sonra yıkılabilir.
daraşmalık:hem dar,hem kalabalık,hem kargaşa üçü bir yerde olur.
haplama:aşağılama sözcüğü,öküz,sığır gibi. hareketleri incelikten yoksun kaba insanlar için kullanılır.
şavık:ışık,şavk
mukallit, mukallet:şakacı
piilemek:gözüne kestirmek
yalaz:alev
yaynıktırmak:hayvanı alıştığı bir yerden vazgeçirmek.Genellikle tavuklar yumurtlamaya alıştıkları yerden yaynıktırılır.
Talip Altıntaşı ekledi:
yanıç:yengeç
gıdi: keçi yavrusu
diiren:saman atmaya yaran ucu çatal ağaç
çulfalık:
argaç, eriş, gücü:kilim dokuma tezgahının malzemeleri bunlar ama hangisi ne oluyor ayıramadım
ısıran:tavada yufka vb.malzemeyi çevirmeye yarayan spatula
köstüre:
düveç:
yastaaç:üzerinde sebze filan doğramak için mutfakta kullanılan ağaç malzeme
yapınmak: karnını doyurmak-genellikle başkasının sofrasında-
okaki geçit: köyümüzün, çongara ile arasında kalan derenin geçidi ve o muhit
dorşun tarla: bizimde orda tarlamız olması lazım
pıtik: terlik
congaz:
ok guyruk: annem ablama derdi ‘’ okguyruk gibi gezorsun'’
toburda: işte burda
tomatis: domates
haştüle:evet aynen öyle
kafa gelgeç: unutanlar için
taranbaba:çok korkardık taranbabada karanlıkta olur,gelir seni yer!
künafçılar yakçak: çok günah !(elin apışaranda uyuma)halbuki soğuktan koyardık yorganın altına büzüşürdük
yaynıktırmak,yaynıkmak: yabanıl bir hayvanı alıştığı yerden uzaklaştırmak
gaygana:sıcak sacın üzerine hazırlanan su kıvamında hamurun dökülmesiyle yapılan katmer.yıllar sonra lüks bir otelde fransız yemeği diye yedim.
yanıslamak,yaslamak:birinin söylediği sözü sinir bozucu bir biçimde tekrar edip taklt etmek
bitkiler:
tomatis
böber
batlacan
suvan
samsak
gavun
zalata
zerdeli
buyday
gündendi: ayçiçeği
misir
gavak
süğüt
kompil
fasile
nuhut
löplöbü
kayasıl
şevteli
baldırgaan
küügöçüren
küfür ve beddualar:
ofaciim: oh olsun ( of ofaciim
hh canıma değsin))
ilenme:beddua etme
boynu altında galası
canavar yiyesi: (hayvanlara, ineklere söylenir)
bokumu yiyesi, bokumu kokası
nalet olası
gebeemiyesice
ananın evyanı,ananın örekesi, ananın a..
çifteli gızanı
şam şiitanı
a köpek!
biinamaz
kör şiitan
ibina
oraspı
koçara
büzükteş: aynı kaba sıçan
sündük:arsız (genellikle herkese yalakalık yapan köpeklere denir.)
goca aazlı (goca ağızlı)