GİTARIN ASİ ÇOCUKLARI

27 Eylül 2011

CANEL

16 Eylül 2011
Canel: Guz Yangini

Tonguç Vural; Pir Sultan Abdal

05 Eylül 2011

Tonguç Vural

03 Eylül 2011
Tonguc Vural: Pir Sultan Abdal

GORAN BREGOVİÇ KONSERİ,: ‘’KITSCH'’ÇIKMAZINDA ELİT KÜLTÜRÜ!

15 Haziran 2011

Sözcükleri ardı ardına dizmeye çalışmayacağım,en çok rahatsız eden şeyleri sıralayıp analizi size bırakıyorum:
14 Haziran 2011 akşamı Harbiye Açıkhava Tiyatrosundaki konser bu.Bayıldığım bir adam değildir ama konseri izlemek istedim.Balkan müziğini şöyle canlı canlı izlemek..
Anladığım kadarıyla konsere gelirken kahveden toplamış müzisyenleri.Hiçbiri müziğe hakim değildi.Bakalım siz bi çalın ben hatırlarım durumundaydılar.
Zaten olduğu gibi babanın yanına koyduğu laptoptan çalıyordu müzik.90 lı yıllarda piyanist şantörlerin bizi bıktırdığı çıstaklar ve brass altyapıları.
adamlar o kadar kötü playback yapıyordu ki genelliklle pasajın ortasında çalar gibi yapmayı bırakıp başka işlerle meşgul oluyorlardı ve sık sık ortalık orkestradan yıkılırken çalan kimse olmuyordu.
Darbuka looplarını o kadar sevmiş olmalılar ki sahnede darbuka olmamasına rağmen insanlar mezdeke müziği ile kıvırırken telef oldular.
Asıl kötü olanı laptop müziğinin üstüne hepsinin birden çalmaya çalıştıkları zamanlardı..Akordsuzluk ve ritm tutturamama yüzünden kulaklarım sağır olurken aritm yüzünden kalp krizi tehlikesi yaşadım.Davulcu kayıttan gelen davulun üzerine çalmakta ısrar edince daha da fena oluyordu.
Sofya’dan dediği vokalist kızlarda, balkanlara ait hicbir tını yoktu..Bulgar vokalin sesi öylemi olur be.

Sahne arkasında konser esnasında dolaşan şortlu tipler vardı.Mütemadiyen salon ve sahne boşmuş gibi dolaştılar arkada.Bir ara elini arkadaşının omzuna atmış muhabbet ederek geçtiler.İnanılmaz görüntülerdi.

Bir ara Goran çakması olmasın bunlar dedim.Ama Goranın kendi çakma bir adam zannımca.
Buzuki Orhan’ın yıllardır süren sahne mücadelesi geldi aklıma.Buzuki Orhan zannımca dünya starıdır.Sezen Aksu’nun kendisini keşfedememiş olması en büyük şanssızlığıdır.
Orhan deyince hepimiz bu iğrenç duruma katlanmanın bir anlamı olmadığına inanarak açık havayı terkettik.Uzaklaşırken arkamda lisedeki boru trampet takımı provasının aynısı sesler geliyordu.Bu seslerle göbek atan insanlar.Gazeteler Goran eğlendirdi yazacak.Konserin sponsoru tnt konseri yayınlarken goranın yaptığı gibi görüntünün altına orijinal müzikleri koyacak herhal.yoksa cümbüşe bak sen.
Buzuki Orhanı artık hiçbir konserinde yalnız bırakmayacağım.Artık gerçekten inanıyorum.O gerçek bir sanatçı…

Mike STERN, Dave WECKL,Tom KENNEDY,Bob MALACH…

12 Nisan 2011

nullmike STERN

Yaklaşık 5 yıldır tanıdığım bu müstesna gitar adamını,burnumun dibine gelip, işlerden güçlerden izleyememenin sıkıntısı ağırdı bende.Volkan ‘’biletleri aldım'’ deyince gizli birşey yapıyor gibi sıvıştım stüdyodan.Romeo Jüliet eski Tepebaşı Gar Gazinosu.Kapı açılışına yarım saat kala ordaydık.Bizden önce birkaç kişi vardı.Biletixten biletleri pahalı aldığımıza üzüldük.
İçerde,ayakta ve masalarda yemekli olmak üzere iki şekil vardı.Böyle bir konseri masada yemekli nasıl izleyebileceklerini merak ettim doğrusu.
Dave Wekl’ ın davulu afsane idi.Mike Stern; Fender twinreverb ve Wox anfi, Tom Kennedy Laney anfiden oluşan bir setup kullanıyordu.
Meraklılar ön tarafta toplanarak kısa sürede içerisi doldu.Msalarda yemek yiyenlere bakıp,şuraya bi Ütopya Müzik masası yapıp burayı eski pavyon günlerine çevirseydik diye düşündüm ama,insanların işten çıkıp aç halde konsere geldiklerini düşününce onlara hak verdim.
Herzamanki gibi saatinde başlamadı!
Menajer çıkıp 5 dakika sonra başlayacak, foto ve video yasak dedi.Bunu tercüman ‘’çekmezseniz seviniriz'’ diye çevirince gülüştük.Ancak ben ilk başlarda önüme konuşlanan adamın kamerasından seyrettim bazı sahneleri ..o derece çekti yani…
Nihayet babalar gülen yüzleriyle sahneye çıktı ve o hışımla çalmaya başladılar.
İlk parçada uzun sololar almalarını hoş karşılamadım ama,soundun oturması için bunun ne kadar akıllı birşey olduğunu kavradım.Bugüne kadar onun Telecaster ile bu müziği nasıl yaptığına şaşmıştım, gitarın Perfidia olduğunu farkettim.Dikkat etmemişim.mike stern stage

Tom Kennedy cazın mefailatün failun cümlelerine daldığında Dave Wekl devleşerek müziği ve müzisyenleri başka boyuta aktardı hemen.'’Ya bunlar insan değil yada biz!'’İsmail Soyberk’in bu konuya getirdiği en güzel açıklama bence.
En dikkat çekici şeylerden biri parça aralarında Mike Ster’in ‘Cd ve Dvd lerim kapıda satılıyor’ anonsu idi.Koskoca dünya starı iki cd daha satma peşinde olması beni düşündürttü.
Tabii ki cd almayı ve resim çekilmeyi ihmal etmedik!

mike ve ben

ORHAN ATASOY

08 Nisan 2011

Onu ‘’Gemiler'’ şarkısıyla tanıdık!İyiydi..Sabah sabah klibini izledim.Aşağıda Vikipedi yazısı var.

Orhan Atasoy

Doğum 1949
İstanbul, Türkiye
Ölüm 18 Eylül 2009 (60 yaşında)
Baltimore, ABD
Köken Türkiye
Meslek(ler) Müzisyen, Besteci, Heykeltıraş
Çalgı(lar) Gitar
Etkin yılları 1972-1994

Orhan Atasoy (d. 1949, İstanbul, Türkiye - ö. 18 Eylül 2009, Baltimore, ABD) Türk müzisyen.
Hayatı

1947′de Eskişehir’de doğdu. Özel bir kolejde okuduktan sonra İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ne girip heykel bölümünden mezun oldu. Daha sonra çeşitli Avrupa ülkelerini dolaşıp, müzikle ilgilenmeye başladı. 1972′de Orhan Önemli adıyla Moğollar grubuna gitarist olarak girdi. Ancak o sırada Moğollar ile çalışan Cem Karaca’yı farklı yaşam tarzıyla rahatsız eden Atasoy, gruptan ayrıldı. Uzun süre müzikten ayrı kalan Atasoy 1989′da Seyyal Taner’in Nanay albümünde çalıp, besteler verdi. Aynı yıl Sezen Aksu’nun Sezen Aksu Söylüyor albümünde Gamsız adlı bestesi yer aldı. Motosiklet ve otomobil tutkunu Atasoy bu dönemde ralli yarışlarına da katıldı.

1993′te ilk solo albümü Yanmışız’ı çıkarttı. Albümde Fuat Güner, Kerim Çaplı, Fahir Atakoğlu, Demir Demirkan, Özkan Uğur, Taner Öngür gibi ünlü müzisyenlerle çalıştı. Ercüment Vural ile yazdığı Gemiler şarkısı büyük ün kazandı. Umur Turagay’ın tek planla çektiği, Cem Özer, Seyyal Taner ve Uzay Heparı’nın da gözüktüğü Gemiler klibi MTV’de ilk kez gösterilen Türk klibi oldu. Daha sonra bu şarkıyı Zerrin Özer, Teoman gibi sanatçılar yorumladı.

Bir ara Lost Ghost adlı bir grup projesi olsa da 1994′te müziği bırakıp ABD’ye yerleşti. Ölümüne dek Washington D.C.’de artistik möble ve heykeltıraşçılıkla uğraştı. 2009′da Kalan Müzik, Yanmışız albümünü iki yeni şarkıyla birlikte “1980 & 2001″ adıyla yayınladı. Aynı yıl eylül ayında iki senedir savaştığı karaciğer kanserine yenik düştü. İki kez evlenen Atasoy’un Cengiz ve Melodi isimlerinde iki çocuğu oldu.
—————————————————————
Annemden:'’Bunlar esas mı?'’ yaklaşık on yıldır bu soruyu soruyor film izlerken..
Volkan’dan:Üniversitede Uzay Hukuku okuduk ama hala bir uydu düşmüş değil!

‘’cut,copy, paste'’ jenerasyonu

02 Nisan 2011

‘’Gitarın Asi Çocukları ve Aşkları'’ yazıyorum Google’a.Albüm dağıtıma gireli bir ay oldu nerdeyse.Basında,yada diğer ortamlarda neler olduğunu izlemek amacım.Hangi linke tıklasam büyük bir özenle hazırlanmış korsan dağıtım linkleri çıkıyor karşıma.Çok büyük bir hizmet yapmış gibi ‘’lütfen bir teşekkürü çok görmeyin'’bloguma dokunma'’gibi yazılar var altında.Blog açıp insanların emeklerini bok püsür gibi sağa sola asmak özgürlük onlar için , bunu engelleyenleri de demokrasi düşmanı görerek çok büyük bir gaspa uğruyormuş gibi ‘’bloguma dokunma'’ diyor tiki.
Sokaklarda öğrenciler yüksek harçları protesto için ,parasız eğitimin hak olduğunu savunmak için sopa yiyor.Nazi dönemini andıran tek tipe doğru giden bir eğilim genelde.Hemen hergün Beyoğlu’nda protesto yürüyüşü var.Libya’da askerlerimiz ne arıyor?Kadınlar neden şiddete maruz kalıyor?Genelde onbeş, yirmi kişilik kalabalıklar..Yanlarından şöyle bir bakıp geçiyoruz.2020 yılında memlekette,memlekette yaşayan insanların, ayıların,ineklerin,kuşun , böceğin kullanabileceği su kalmayacak.Hepsi satıldı.Güzel akan derelerimiz daha şimdiden çevresinde yaşayanlara yasaklandı. ‘Bloguma Dokunma!'’
Ulan senin yedi ceddine dokundular haberin yok be!
20 yıldır,en aşağılık, kadın satılan pavyonlardan tut da, uyuşturucu ortamlarına kadar heryerde,sanat mı ,zanaat mı yaptığını ayıramadan,yorgun ,uykusuz, sosyal güvencesiz,yarınsız çaldı müzisyenler..Çıktıları -çıkmaya çalıştıkları- programları yapanlar malı götürürken,hemen on dakika sonra tv kanallarının arka kapılarında hayatın gerçekleriyle başbaşa gördüm onları.
Şimdi o müzisyenlerin binbir zahmetle büyüttükleri notaları, bi paket sigara parasına satışa sundukları ürünü, sen ‘’bloguma dokunma'’ diyerek,bir yandan genetiği oynanmış gıdalardan yapılma ve albümün üç katı para ödeyerek aldığın hamburger menüyü iştahla ısrarak server’a yüklüyorsun..
Evet!Müzik ve sanat hakkın!Ama sen sevdiğin bir sanatçının albümü çıkacak diye heyecanla bekledin mi kuyrukta?Edindiğin albümü defalarca beynine kazıyarak dinledin mi?Hiç bir şarkı, sana yaşama sevinci yükledi mi?Dünyada tek, bir tane olduğunu hissettirdi mi?Ya da olmamış diye yıkıldın mı?
Cut,copy, paste jenerasyonusun sen!Hayatından biri yada birşey eksilirse aynı yöntemle başka bir yerden yapıştırıp kopyalayarak gideriyorsun eksiği.Ya da ‘’beğen'’ ‘’paylaş'’ ilkesiyle..
Bir süredir,senin yaptığın gibi yaşamaya çalışıyorum..Ben ‘’beğen'’ ‘’paylaş'’ yaptıkça sokaklardaki başkaldıran insanlar, özgür akan dereler,yüzüne bakılacak insanlar azalıyor..Beğenip ,paylaşılacak şeyler de..

‘’iki halkın ortak sesi'’

07 Kasım 2010

Temeli 1924 mübadelesine dayanan zorunlu göçlerle birlikte,Anadolu ve Yunanistan arasına dağılan sesli kültürün değişimi,etkileşimi,gelecek kuşaklara aktarımı üzerine yoğunlaşmış video belgesel projem Kültür Bakanlığı Belgesel Geliştirme desteği alınca
yeni bir telaş katıldı günlük yaşama.Algıda seçicilik:artık bütün müzikleri, insanları, evleri ve sokakları bu açıdan süzgeçten geçiriyorum.
Bu belgeselin yanında farklı iki konu daha çekmeye başladım..
Cumartesi..Özgür’le Tüyap Kitap Fuarına gittik Petros Markaris ile belgesel için bir söyleşi- çekim yapacağız.Okumak artık turistik bir yolculuk olmuş. Bir saatten fazla sürüyor yolculuk.Böylesi önemli bir fuar nasıl bu kadar uzakta olabiliyor?Hepsi öğrenci,yazık ,yollarda…
Sis yüzünden Petros Markaris gelemiyor.Oysa ortam çok sıcak..İlerki bir tarihe erteliyoruz. Dönüş yine işkence.
Akşam Safarad. Arkadaşlar,müzik muhabbet,Aslı isim takmış doktorla ikimize :Simon&Garfield! Şişmanlıyorum gitgide.
Artık yönetmenim.son konserler bunlar hah ha….

Bugün EN CHORDAİS konseri var Harbiye Muhsin Ertuğrul’ da..Zorla izin aldık çekim ve söyleşi için.Pre Rembetiko müziği yapıyor bu Yunanlı grup.
http://www.myspace.com/enchordais
Şimdilik bu kadar..

bekilli:kültür ,sanat ,şarap,zart zurt……

29 Eylül 2010

Denizli’ye bağlı bir yer varmış,Denizli’nin olabildiğince iyi beldelerinden biriymiş, şarap festivali yapıyorlarmış ve illa da İLKAY’ı istiyorlarmış…Gittik.Denizli’ye sabah 6.50 uçağı için 4 gibi kalktık mecburen .8 gibi ordaydık.Ama karşılamaya gelen yok…Çardak havaalanı Denizliden bi 50 km kadar uzak. Navigationdan bakınca da Bekilli şehri havaalanına 70 km filan uzakta . Pazar sabahı ilgili kimsenin telefonu açılmıyor…'’geri dönelim lan ‘’dedik uçak akşam 7 de.Neyse bomba ilerde olduğu için bu kısımları geçeyim çabucak..12 gibi bir belediye minibüsü bizi almaya geldi.Bekilli town ‘a vardık. Şarap şehri ya ,şarap firmalarından biri olan Biricik şaraplarına ait olduğu söylenen bir pansiyona geldik.Şöför içeri girip yetkili kişiyi buldu.Saat 12 olmasına ,bir ay öncesinden gelişimiz belli olmasına rağmen odalar hazır değilmiş,adamın da yemek servisi hazırlaması gerekiyormuş filan bizi sallamadı türkçesi…uykusuz yorgun ve sinirli bi halde beklerken şöför dedi ki ‘’bunların yukarda bi yerleri daha var oraya gidelim'’yapacak bir şey yok adamın peşinden gittik.Hakikaten güzel bir pansiyon.çamlık filan ,meğerse öğrenci yurduymuş, Harward’ta okuyor havalarında çocuklar..ortam öyle yani..
ilk önce afişi görünce şok geçirdik:önce İlkay Akkaya ardından Ankaralı Namık…Biz bunları şaka diye yaparken gerçeğine denk geldik..
Neyse insanların samimiyetini, güzelliklerini atlamıyalım bu arada,ne de olsa dengizli bura.
çıktık çaldık…ilkay kürtçe okurken yuh sesleri ve protestolar başladı, 10. yıl marşı ile sahneden indik.
Biricik Pansiyon’ a geldiğimizde Harward havası devam ediyordu,kızlar oğlanlar filan.
Ben yattım, çocuklar bira içiyorlardı dışarda ki gece ikibuçuk filan olmuş , bağırarak biri kapıya dayandı,!! Boşaltın ulan burayı derhal! diyerek. dışarda bi patırtı vardı ama ne olduğunu anlayamıyorduk. Haward’lı gençlerden birkaçı üzerimize saldırmak istiyor birileri onlara engel olmaya çalışıyordu. Biz ne olduğunu anlayamıyorduk. Saldırmak isteyen çocukların hareketlerinden namus meselesine benziyordu. Ötelin yöneticisi olduğunu sandığım, gündüzden bize havlu , sabun , tuvalet kağıdı ayarlayan bayan yanımıza gelip’ ‘’ derhal burayı terkedin yoksa birazdan olacakların sorumlusu biz değiliz'’ dedi. Ulan ne oluyor biriniz anlatın, yine telefonlar yine kimse yok karşıda. Sonra biri bizi almaya geldiğini söyledi. ona sorduk ‘’Benim görevim sizi bağ evine götürmek!'’ dedi.orda biri yanımıza geldi. ‘’ben Duran'’ dedi. Sizi izlemeye geldim Denizli’den, şimdi götürüp evimde misafir edeyim sabah ta havaalanına bırakırım sizi…Mırın kırın ettik ama yapacak birşey de yok- ki sonra bu şair-yazar öğretmen insanı çok sevdik-
o anlattı:
Ankaralı Namıktan biri parça istemiş, orkestradaki eleman da çalmamış,parça isteyen de orkestra elemanını dövmüş, kavga etmişler, meğersem bu parça isteyen Biricik Şaraplarının sahibiymiş…ulan parçamı çalmayyenuz sizi mi yatırın ben pansiyonumda diye hepimizi gece vakti sokaklara attırmış.Harwardlı çocuklar o yüzden sinirliymiş, bizi dövmeye kalkmışlar yani….
Her bünye şarap ve kültürü birarada zaptedemiyor demek ki!
tövbe Bekilli! Biricik Şarabı da içmem garii..